DEVE KUŞLARINDA MİYOPATİ
Deve kuşlarında miyopati ( kas dejenerasyonu ) daha ziyade 6 aylığın altındaki genç hayvanlarda rastlanır. Vitamin E ve selenyum eksikliği, bazı ilaçların yol açtığı toksikasyonlar başlıca miyopati nedenleridir. Klinik görünüm olarak hastalığa maruz kalmış devekuşlarında depresyon, harekette ve aktivasyonlarda azalma ve ölümün hızlı şekillenmesi dikkati çeker. Pek çok olguda hastalık başladıktan sonra 2- 5 gün içersinde ölüm gözlenmektedir.
Miyopati üretim kaybına yol açtığı için, özellikle vitamin E ve selenyumun rasyona doğru oranlarda katılması önemlidir.
AORT DAMARININ YIRTILMASI
Devekuşlarında aort damarının kendiliğinden yırtılması, gözlenebilmektedir. Genellikle bu durum aortik arkta şekillenebilmekle birlikte arka aortta da zaman zaman şekillenebilir. Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, normalin üzerinde kilo alan ve yoğun stres altında bulunan devekuşlarında daha sık gözlendiği bildirilmiştir.
DEVEKUŞLARINDA KATARAKT
Devekuşlarında katarakt sık gözlenen bir göz hastalığıdır. Daha çok yaşlı deve kuşlarında görülmekle birlikte, birkaç aylık genç hayvanlarda da şekillenebilir. Katarakt devekuşlarında tek taraflı olduğunda fazlaca bir problem çıkarmaz ancak her iki gözde de şekillenirse tek seçenek olan operatif müdehale gerekmektedir. Operasyonun başarı oranı yüksektir.
Bazı genç deve kuşlarında kataraktın kendiliğinden rezorbe olduğu da bildirilmektedir.
DEVEKUŞLARINA YAKLAŞIM VE İMMOBİLİZASYON ( HAREKETSİZLEŞTİRME ) YÖNTEMLERİ
Yetişkin ağırlığı 175 Kg, boyu 3 metreye varabilen erkek deve kuşları düşünüldüğünde bu muhteşem güce sahip hayvanların bazı durumlarda insanlara ( yetiştirici, bakıcı v.s ) zarar verebileceği akıldan çıkartılmamalıdır. Normalde meraklı fakat ürkek karakterde olan devekuşlarının erkekleri özellikle çiftleşme mevsimlerinde tehlikeli olabilmektedir. Ancak bu hayvanların bazı karakteristik davranış özellikleri ve anatomik yapıları dikkate alınarak yaklaşıldığında, yetiştirici, bakıcı ve hekimler kendilerini otomatik olarak koruyabilmekte, istenmeyen kazalardan kendilerini alıkoyabilmektedirler.
Devekuşlarına yaklaşımda unutulmaması gereken bir konu karşımızdaki canlının ürkek bir hayvan olduğu ve ani hareketlerden tedirgin olarak, bilinçsiz biçimde öne doğru tekme atarak sıçrayabileceğidir.
Devekuşları anatomik yapıları itibariyle arkaya ve yana tekme atabilme yeteneğine sahip değildir. Bu yüzden bir devekuşuna yanaşırken önden yaklaşım hangi koşularda olursa olsun tercih edilmemesi gereken bir yöndür.
Devekuşlarına yaklaşım ve manüplasyonlarda faydalanılan konulardan bir tanesi devekuşlarının karanlıkta hareket yeteneklerinin azalmasıdır. Bu yönüyle koyu renk bezden bir kesenin arkadan yaklaşılan bir devekuşunun kafasına geçirilmesi sık kullanılan yaygın bir yöntemdir.
Manuel yöntemlerden bir tanesi de bir bisiklet bidonu ya da T şeklinde bir demire uzun bir demir kaynatılması ile elde edilen yakalama aletinin kullanılmasıdır. Bahsi geçen aletin göğüs bölgesine uygulanması ile dar bölgede hareketsiz hale getirilen devekuşu üzerinde bazı maniplasyonlar rahatlıkla yapılabileceği gibi, devekuşunu hareketsiz hale getirecek bazı kimyasal ilaçların uygulanabilmesine de olanak sağlar.
DEVEKUŞLARINDA KORNEA HASTALIKLARI
Deve kuşlarında kornea hastalıkları, genellikle travma ve yabancı cisim batmaları nedeniyle sıklıkla gözlenir. Korneada hasar oluştuktan sonra gelişen enfeksiyon, hastalıkları daha komplike hale sokar. Bu hastalıklara ilişkin ilk dikkat çeken bulgular gözyaşı akıntısı ve gözkapakları aralığının daralmasıdır. Kornea hastalıklarının kesin teşhis ve ayrımı fiziksel muayene ve floressein testi ile yapılır. Teşhisi takiben vakit geçirilmeden uygun tedaviye geçilmelidir.
DEVEKUŞLARINDA NÖRAL HASTALIKLAR
Deve kuşlarında , benzin, mazot, yağ ve insektisitlere maruz kalınarak gelişen zehirlenmelerde, bakteri endotoksinleri, bazı viral, bakteri, mantar ve paraziter hastalıklarda sinir sistemine ilişkin bozukluklar görülebileceği bildirilmiştir. Ayrıca çok yüksek ısılarda da ataksi ve bitkinlik görülebilmektedir. Bu gibi durumlarda soğuk duş ve hipoglisemiye girmiş hastalarda hipoglisemi tedavisi önerilmektedir.
DEVEKUŞLARINDA KLOAKA PROLAPSI
Devekuşlarında özellikle 4 haftalıktan ufak yavrularda, karın içi basıncının artması ( sıcak havalarda aşırı su içmesi v.s. ) ve ıkınmaya bağlı olarak ( kabızlık v.s ) kloaka adı verilen sindirim ve ürogenital kanalın son kısmı, anormal olarak dışarı çıkıntılaşabilir. Bu gibi durumlarda basit maniplasyonlarla kloakanın yerine yerleştirilmesi mümkün olabildiği gibi komplike ve inatçı olgularda cerrahi müdahale de gerekebilmektedir.
DEVEKUŞLARINDA MİKOZİS ( MANTARLAR )
ASPERGİLLOZ
Aspergillus mantar türleri, diğer kanatlılarda olduğu gibi devekuşlarında da hastalık tablosu oluşturabilmektedir. Klinik belirti olarak, solunum güçlüğü, düşük kanat, ekzersizde çabuk yorulma, iştahsızlık ve kilo kaybı şeklinde kendini gösteren aspergilloz, yetişkin hayvanlarda kontamine nemli gıdalarının solunması ile vücuda alınmaktadır. Genç devekuşlarında uzun süreli ve yersiz antibiyotik kullanımı, uygun olmayan koşullar ve bozuk hijyen ile kolaylıkla sürü içersinde yayılabilmektedir. Akciğer paranşimi ve bazı hava keselerinde granülomatöz nodüler lezyonlar oluşturan aspergillozun kesin teşhisi, biyopsi ve mikrobiyolojik kültürlerle mümkündür.
CANDİDİASİS
Candida albikans isimli mantar türü tarafından oluşturulan candidiazis hastalığının, en tipik belirtisi ağız, yemek borusu ve ön mide de şekilenen sarımsı tabakalardır ( pseudomembran ). Bu tabakalar üst gagaya da yayılarak gaga deformitelerine de neden olabilir. İleri safhalarda yem yemekte güçlük, gelişme bozukluğu ve yetişkinlerde kilo kaybı belirgindir. Hastalığın oluşumunda hijyen eksikliği, direk kontaminasyon, uzun süreli ve yersiz antibiyotik kullanımının büyük etkisi vardır.
İrinli eklem yangısı, devekuşlarında sıklıkla gözlenmektedir. Böyle olgulardan mikoplazma türleri, staphylococcus türleri ve gram negatif bakteriler ile bazı mantar türleri izole edilmiştir. Hastalık genellikle bir eklem bölgesindeki travma ve yaralanma sonrasında bölgenin enfekte olmasıyla gelişmektedir. Bazı septisemili olgularda ise mikrobun kan yolu ile eklem bölgelerine taşınması ve yerleşmesi söz konusudur.
DEVE KUŞLARINDA TRAVMA
Devekuşları ürkek hayvanlar olduğu için ani panik yaratan durumlar, deve kuşunun kendini çevrelerindeki sert cisimlere çarpmalarına neden olabilir. Bu gibi durumlarda en tehlikeli hastalık, boyun kemiklerinde şekillenen kırıklardır. Bunun dışında yumuşak dokular da travmaya uğrayabilir. Bu durum devekuşunda ağrıya bağlı iştahsızlık ve kronik yangılara neden olabilir. Soğuk kış aylarında devekuşlarının dışarıda bırakılması ve buz üzerinde mecburi kalışlar da yumuşak dokularda travma etkisi yaratabilir.
Tedavide önemli olan lezyonun şiddetine göre yangı giderici tedavi ve antibiyotiklerdir. Hastada genel durum bozukluğu varsa damar içi sıvı enfüzyonu ve destekleyici vitaminler uygulanmalıdır.
DEVEKUŞLARINDA RHİNİTİS ( BURUN YANGISI )
Devekuşlarında burun yangısının başlıca nedeni Hemophilus Gallinorum isimli bakteridir. Hastalık sürü içersindeki bireyin sık sık başını sallaması, burunundan irinli akıntının gelmesi ile kendini gösteririr. Gıda alımı azalır, kilo kaybı hasta tedavi edilmediği sürece kendini gösterir.
Rhinitis, genellikle 1 yaşın altındaki bireylerde sık gözlenir, kalabalık sürüler ve soğuk havalarda devekuşlarının korunamaması bu hastalığın şekillenmesini arttırıcı faktörlerdir.
Rhinitis, sinüzit, konjunktivit ve hava keselerinin yangısı ile birlikte gelişebilir. Mikroplazma enfeksiyonu ve mantarlar ile komplike olan rhinitin bu formu tedaviye inetçılık gösterebilir.
Tedavide en ideali burun boşluğundan svap ile akıntı alıp laboratuarda antibiogram ve mantar identifikasyonu yaptırmaktır. Testlerin sonuçlarına göre tedavi yönlendirilebilir. Bakterial olaylarda tetrasiklinler, mantar enfeksiyonlarında ise amfoterisin-B oldukça etkilidir.
DEVEKUŞLARINDA KANAT VE GAGA KIRIKLARI
Devekuşları uçma yeteneğinde olan hayvanlardan olmadığı için kanat kırıkları lokomotor sistem ( hareket sistemi ) üzerinde etkisizdir. Bu yönüyle travmatik etkilerle kırık olduğu tespit edilen kanat tek taraflı gövdeye sargı malzemeleri ve flaster kullanılarak tespit edilir. Bu şekilde kanatın dinlenmesi ve kırık bölgesinde kallus oluşumu sağlanır. Bu işlem 3-4 hafta sürdürülmelidir.
Alt ve üst gagada kırıklar ender şekillenmekle birlikte, böyle bir olayla karşılaşıldığında, uzman hekimlerce yapılacak operatif müdehale ya da 4-6 hafta süre ile methyle methacrylat malzemeler kullanılarak bölgenin fiksasyonunu hastanın iyileşmesini sağlar.